|
Yıl: 1965
"Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle şaşakaldım.. Nasıl bir edâ takınacağıma hükûm veremedim âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı.. Üstümü başımı toparladım kendinden emin bir sesle 'akşam-ı şerifleriniz hayrolsun' dedim.."
Yıl: 1975
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Ne yapacağıma karar veremedim heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum
yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı.. Üstüme çeki düzen verdim kendinden emin bir sesle 'iyi akşamlar' dedim.."
Yıl: 1985
"Karşıma âniden çıkınca fevkalâde şaşırdım.. Nitekim ne yapacağıma hükûm veremedim heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre sonra
kendime gelir gibi oldum nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı.. Üstüme çeki düzen verdim kendinden emin bir sesle 'hayırlı akşamlar' dedim.."
Yıl: 1995
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Fenâ hâlde kal geldi yâni.. Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor bu iş tamamdır dedim..
Manitayı tavlamak için doğruldum artistik bir sesle 'selâm' dedim.."
Yıl: 2006
"Âbi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni.. Oğlum bu iş bizi kasar dedim fenâ göçeriz dedim enjoy durumları yâni.. Ama concon muyum ki ben
baktım ki o da bana kesik.. Sarıl oğlum dedim bu manita senin.. 'Hav ar yu yavrum?'"
Yıl: 2026
"Ven ay vaz si hör ben çok yâni öyle işte birden.. Off ay dont nov âbi yaa.. Ama o da bana öyle baktı if so âşık len bu manita.. 'Hay beybi..'"
Dip Soru: Sizce son konuşmaya şahit olabilmek için 2026'yı bekler miyiz?
Yorumlar (2) | Görüntüleme sayısı: 385 |
|
|
|
"Çocuğum için her şey feda olsun!" diyerek onu kral ve kraliçeler gibi yetiştiren anne-babalar, aslında kendini beğenmiş ve devamlı hizmet alan bir insan yetiştirdiklerinin farkında değil. Her işi ebeveyni tarafından yapılan çocuk, "Hak ettiğim şeyi almam için fazla çabalamama gerek yok" düşüncesiyle hayata atılır ve çoğu zaman mutsuz olur. |
Kuşkusuz tüm insanlığın ortak heyecanlarından biridir anne-baba olmak. Küçücük bir beden olarak dünyaya gelmiş bebeğiniz, varlığını devam ettirmek için varlığınıza muhtaçtır. Onu besleyip büyüterek en iyi şekilde hayata hazırlamayı asli görev edinirsiniz bir anda. Omuzlarınızdaki yükün ağırlığına bir de duygularınız eklenir. Çünkü canınızdan parça olan bir birey sizin ellerinizde şekillenecektir. Hatta bazen öyle abartılır ki, özellikle anne, çocuğun kendi karşılayacağı ihtiyaçlarına bile müdahale eder. Çocuk için yatağını toplamak, yemeğini hazırlamak bile zor bir uğraş halini alır zamanla.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Görüntüleme sayısı: 337 |
|
Devamı...
|
|
CUMHURİYET'İN İLANI
Lozan'n kabulü ve barışın sağlanması ile geride Türk Devleti'nin siyasal yapısını belirleyecek devlet şeklinin ve adının ne olacağı sorunu kaldı. T.B.M.M.'nin varlığı ile egemenliğin kayıtsız - şartsız ulusa ait olan, insan haklarına dayanan bir devlet sistemi kurulmuştu. Fakat gerek halkın, gerekse Meclis içinde bulunanların büyük kısmı Padişah'a dinsel ve geleneksel bağlarla bağlıydılar. Padişah'ın işgal ettiği Saltanat - Hilafet makamı yüzyıllardır kökleşmiş bir teokratik sistemdi. 1300 yılından beri de Osmanoğullarından başka hiçbir aile iktidar olmamıştı. Egemenlik biri dinden, diğeri gelenekten gelen iki kaynaktan çıkıyor ve Padişah'ta toplanıyordu. Gerçi İttihat Terakki bu gücü kırmıştı, fakat sistemin özünü, yani egemenliğin kaynağını ve kullanılış biçimini değiştirememişti. Egemenliğin, tanrı hakları sisteminden, insan hakları sistemine geçişin bir sonucu olarak Padişah'tan ulusa geçişi, bir ilke ve ülkü olarak Amasya Genelgesi'nde ortaya konmuş ve 23 Nisan 1920'de B.M.M.'nde somutlaşmıştı. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu da bu temel üzerine oturmuştu.
Kurtuluş Savaşı ulusal bağımsızlık yanında ulus egemenliğini de açık bir biçimde ortaya koyduğu için Padişah daha başından beri milliyetçilerin amansız düşmanı kesilmişti. M. Kemal Paşa Padişah'ın ihanetini bildiği halde, henüz zamanı olmadığı için Padişah'ı hedef almadı. Genç subaylık yıllarından beri inandığı ve Erzurum'da Mazhar Müfit'e not ettirdiği "Cumhuriyet" inancını "Ulusal bir sır" olarak sakladı. Kurtuluş Savaşı içinde "Cumhuriyetçi" bir düşünceyi ortaya atmak, iç parçalanmaya yol açacağı için bu yola gitmedi. Hatta Sivas Kongresi sırasında "Cumhuriyet" ilan edelim önerilerini red etmişti. Fakat Kurtuluş Savaşı'nın Başkomutanı, Türk Ulusu'nun kurtarıcısı M. Kemal, Türkiye'nin siyasal yapısını değiştirmenin ilk adımını Saltanat'ın kaldırılmasını sağlamakla attı. Saltanat'ın kaldırılışına en yakın arkadaşları bile karşı çıkmışlardı. Meclis'te tutucu kanat direndiyse de, M. Kemal Paşa'nın kararlı ve sert tutumu sonucu Saltanat'ın kaldırılışı sağlandı. Fakat onun bu sert tutumu endişe doğurdu. Bunun bir başlangıç olduğunu görenler çeşitli yöntemlerle M. Kemal Paşa'yı engellemeye çalıştılar.
2 Aralık 1922'de Meclis'e muhalif grup tarafından bir öneri verildi. "İntihab-ı Mebusan Kanunu"nda değişiklik yapılmasını isteyen önergede "Büyük Millet Meclisi'ne üye seçilmek için Türkiye'nin bugünkü sınırları içindeki yerler halkından olmak ve seçim çevresine yeni gelenlerin ise en az beş yıl oturmuş olmaları" gerektiği kanun hükmü haline getirilmek isteniyordu. M. Kemal Paşa'yı milletvekili seçilmekten yoksun bırakmak isteyen bu önerge üzerine söz alan M. Kemal Paşa, doğum yerinin Türkiye'nin sınırları dışında kaldığını ve bir yerde beş yıl oturmadığını belirttikten sonra, düşmanlara karşı savaştığını, vatanı kurtarmak için hiç bir yerde beş yıl oturamadığını hatırlatıp, ulusun sevgisisi kazanmış bir insan olmasına rağmen kendisini yurttaşlık haklarından yoksun bırakmak isteyen bu kimselerin bu yetkiyi kimden aldıklarını sordu. Önerge red edildi.
Mustafa Kemal'in kamuoyu yoklaması yapmak üzere 14 Ocak 1923'de Batı Anadolu'da bir geziye çıkmasını fırsat bilen muhalif grup, O'nun Ankara'dan ayrıldığının ertesi günü "Hilafet-i İslamiye ve Büyük Millet Meclisi" başlıklı bir broşür yayınladılar. Broşürün önceden hazırlanmış olduğu ve M. Kemal'in Ankara'dan ayrılmasını fırsat bilerek dağıtıldığı anlaşılıyordu. Broşürün ana fikri, islam kamuoyunun son gelişmelerden (Saltanatın Kaldırılışı) büyük ızdırap içinde bulunduğu, Hilafet'in hükümet demek olduğu ve Hilafet'in hukuk ve görevlerini yok etmenin hiç kimsenin, hiç bir meclisin elinde olmadığı esaslarına dayanıyor, "Halife Meclisin, Meclis Halife'nindir." sözleriyle bitiriyordu. Yürütme yetkisinin Halife'ye verilmesini ve Meclis'in aldığı kararların ve kanunların Halife'yi bağlamayacağı, dolayısıyla Meclis'in çıkardığı Saltanat ve Hilafet ile ilgili yasaların meşru olmadığı görüşü savunuluyordu. Bu bildiri, M. Kemal'e ve O'nun gerçekleştirmek istediği devrime bir tepki idi.
|
|
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Görüntüleme sayısı: 505 |
|
Devamı...
|
|
Bulaşıcı kış hastalıkları bebek ve çocukları daha çok etkiliyor
Havaların soğumasıyla birlikte hava kirliliğinin artması, toplu taşıma araçlarında uzun geçen zaman ve okulların açılması birçok mikrobik hastalığın daha sık görülmesine sebep oluyor. Göztepe Medical Park Hastanesi iç hastalıkları uzmanı Dr. Yavuz Furuncuoğlu, kış hastalıklarıyla ilgili şu bilgileri verdi:
Soğuk algınlığı-nezle: Çocuklarda sık görülür. Bebekler, bağışıklık sistemi bozuk olanlar ve yaşlılarda ölümcül seyredebilir. Belirtileri, kuru ve kaşıntılı boğaz ağrısı, burunda akıntı ve tıkanma, hapşırma, boğazda yanma ve öksürüktür. Yüksek ateş çıkabilir. Korunmak için kapalı yerlerden mümkün olduğunca uzaklaşın ve sık sık ellerinizi yıkayın.
Yorumlar (1) | Görüntüleme sayısı: 285 |
|
Devamı...
|
|
En çok da köyümüzdeki öğrencilerin eğitimi için yapmış olduğu yardımlardan ve vermiş olduğu desteklerden dolayı Muhtarımız İsmail ÇİFÇİBAŞI'na teşekkür ederiyoruz...
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Görüntüleme sayısı: 309 |
|
|
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
| Sonuç 1 - 11 Toplam 151 |